Yayıncıdan

Istanbul : Kaldırımlarda Ayak Seslerim...

Bazen...
Arabamı içimdeki o tılsımlı ses, günlük koşuşturmanın içinde “dur” dediği dakika, bir otoparka teslim ediyorum...

İçimdeki o “dost” ses, bana her zaman, yaşamın güzel renklerini taşıdı... Ona güveniyorum ve İstanbul’u yaşamayı tercih ediyorum...

Türk şiirinin, sanki bir ilahi güç tarafından yönlendirilmiş gibi, yıllar içinde kendini sürekli tazeleyen ünlü ismi Orhan Veli Kanık sanırım bu tür bir ruh haliyle yazmıştı o en güzel İstanbul şiirlerini...

“İstanbul’u Orhan Veli gibi dinlemek...” Hayli zor bir iş kuşkusuz...

Günümüz yaşamının giderek sertleşen ortamında, İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağının insanı en derin noktalarından saran romantizmini yakalamak imkansız gibi...
Fakat bu kent...

Tarihin en eski günlerinden bugünlere gelmeyi başarmış bu kent...

Her zaman taze... Her zaman güzel...Her zaman canlı ve baştan çıkartıcı...

Tarihin en güçlü imparatorlarının... Ordularının... Tarih yapan insanların geçtiği bu kaldırımlarda ayak seslerimi duymak bana ayrı bir keyif veriyor...

Bütün bunları, dünyanın en büyük mücevher fuarlarından birinde buluştuğumuz bu kentte,hepimizi saran o çok özel görüntüyü beynimizde şekillendirebilmek için anlatıyorum...

Tarihe tanıklık etmiş bir kentin topraklarında buluşmak...

Tüm kültürlerin buluştuğu, kavramların el sıkıştığı, insanlık daha henüz “küreselleşme” kelimesiyle tanışmadığı dönemlerde bile, sınırları hiçe sayan anlayışların anavatanı olmayı başarmış bir kentle randevumuz...

Dünyanın yaşamakta olduğu zorlu bir dönemde, İstanbul, bizi, dünyanın ender istikrar alanlarından biri olarak karşılıyor...

Bu kentin güngörmüş duvarları, hedeflerimiz karşısında birer engel olarak değil, hepimizi ortak hedeflere yönelten birer köşebaşı, bu kentin hoşgörülü ve cana yakın insanları da kendimiz için çizdiğimiz başarı rotalarının yol gösteren fenerleri gibi karşımıza çıkıyor...

Dünyanın “en kaliteli” ticaretini yapıyoruz ve dünyanın “en kaliteli” kentlerinden birinde buluşuyoruz...

İstanbul Jewelry Show’un uzun yılları geride bırakan başarı öyküsünde, kuşkusuz, Türkiye’nin gücünü tüm dünyaya kabul ettirmiş mücevher sektörünün büyük payı var.

Bu başarı öyküsünün kilometre taşlarında, bizlerin çalışma azmimiz ve sabırla yol alma gayretimiz var.

Benzer şekilde, bu başarı öyküsünün uzun sayfalarında dünyanın en titiz, en zor beğenen ve tatmin edilmeleri imkansız gibi gözüken insanlarının yani, dünya mücevher sektörünün büyük desteğini görmek mümkün...

Ama ben yine de, İstanbul’un sihrine inanıyorum...

Davet eden... Kucaklayan... İçimizi ısıtan... Bizleri olumlu düşünmeye... Olumlu ilişkiler kurmaya cesaretlendiren... Çok özel bir kentten  söz ediyorum...

Türkiye’nin son dönemde yaşadığı ve bütün dünyanın dikkatini çeken gelişmenin perde arkasındaki, uzman yorumlarında okuyamayacağınız, ama hissedebileceğiniz çok özel kavramlar bunlar...

Bu ülkeye güvenmenin, onun geleceğine yatırım yapmanın sağladığı güçlü bir güven duygusu aynı zamanda...

İşte bakın... Yine bir aradayız...

...Ve biliyorum ki, önümüzdeki mart ayına kadar, hem birbirimizi, hem de İstanbul’u yaşamayı özleyeceğiz...

Şermin Cengiz